yalan. insanoğlu ne kendisinin abarttığı kadar muhteşem özelliklere sahip, ne de kitaplarda yazdığı gibi dünyadaki her şey kendisi için yaratıldı. daha küçücükken bize ilk olarak kendimizi sevmeyi öğrettiler; kendimizi diğer canlılardan üstün kılan özelliklere sahip olduğumuzu inanmaya zorlayan cümleler tıkıştırdılar beynimize o kültürü sadece islamiyetle sınırlı din derslerinde. fotoğraflar gösterdiler dünyanın en güzel yerlerinden çekilen. hepsi de 'insan için'di. dünya insansız 'gerideydi'. insan geldi, zekasını kullanarak taşlara şekil verdi ve kendisi için yaratılmış olan hayvanları avladı. zaman aktı ve insan taşları üst üste koyarak ev yaptı. eve çimento ekledi ve daha uzun binalar geldi.
değişim. insan dünyaya değişim getirdi. yaptığı hatalardan göreceli olarak ders aldı; hata yapa yapa bilgiye ulaştı. insan akıllıydı. insan üretti, buldu, öğrendi, öğretti, gelişti, değişti ve değiştirdi. bilim teknolojiyi getirdi; teknoloji de bilimi. insana toprak yetmedi, insana su yetmedi. kendi türünden milyarlarca insanı kendisi katletti; yine kendi türünden insana daha iyi olanak sağlamak için. her şey bir anda ceplerin doluluk oranına döndü. bu daha çok bomba, daha çok ölen insanoğlu demekti. insanoğlu öldü; arkasından, kalanlar yas tuttu sevdiklerine, sevmediklerine. sevgi vardı dünyada, sevebilenler için. aşk vardı tüm berraklığıyla; içine çektiği havadan bile daha temiz, daha keyifliydi aşk. insanoğlu aşkı buldu, notaları buldu. insanoğlunun en iyi yaptığı şey bunlar oldu; aşk ve sanat. çünkü gerisinde insanoğlu bir hiçti. insanoğlu bencildi, kendisini evrenin en yükseğine çıkarttı kendi dünyasında; hakimiydi, hükmetti. eşsiz zekasıyla her şeyi yapabileceğini sandı. yanıldı. evet bilgi vardı, ama insanoğlu bunu kullanamadı. sürekli yeniyi yapma yarışındaydı kendi içinde; hep son model telefon, araba ve benzeri şeyler yapmaya çalıştı. hep 'son model' olmayla meşguldü kafası. bilgi insana fazla geldi. muhteşem olduğunu sandığı zekasıyla dünyada meydana getirdiği tahribatın etkisini göremedi, hesaplayamadı, anlayamadı; dolayısıyla çözüm de üretemedi. hayvanları öldürdü, çeşitli sebeplerden. yetmedi, hiçbir zaman doyabileceği kadar yemedi; zevki için daha fazlasını öldürdü. bazıları evlerine süs olsun diye avladı; öldürdükten sonra yanında gururla, tuttuğu tüfeğiyle poz verdi bir de. beyni olmayan ağaçları kesti; kendisi gibi 'düşünemeyen' hayvanların derisini ayakkabısında, ceketinde kullandı. düşünemiyordu ne de olsa.
farkı göremedi. düşünemese bile dünyaya, dünyadaki her şeye faydalı olanla; düşünebilip dünyaya, dünyadaki her şeye zararı olan arasındaki farkı üstün zekasıyla algılayamadı. çünkü, beyni bu basit şeylerle hiç de meşgul değildi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
çokçokçok beğendim.
YanıtlaSilhadi kollarından çekip indirelim insanoğlunu çıkardığımız yerden
YanıtlaSil