teşekkürler! :)
1 Kasım 2009 Pazar
1 Ekim 2009 Perşembe
ebenis'in maceraları 1
barda tanışma
ebenis: merhaba bayan buraya ilk gelişiniz mi?
kadın: naha eveğt.
ebenis: tanışabilir miyiz?
kadın: naha tanışabilireğz.
ebenis: ben ebenis.
kadın: ben de mina, memnun oldağm.
ebenis: ben de, bıdı bıdı bıdı...
......
kadın: hahaha! neyse ebenis benim gitmem gerek. haağ fağysbukun vağr mıa?
ebenis: öğğhe! hıhı var evet.
kadın: tam adını söyler miseğn?
ebenis: tam olarak ebenis kiym.
kadın: hö?! seni pis sapık!
ebenis: merhaba bayan buraya ilk gelişiniz mi?
kadın: naha eveğt.
ebenis: tanışabilir miyiz?
kadın: naha tanışabilireğz.
ebenis: ben ebenis.
kadın: ben de mina, memnun oldağm.
ebenis: ben de, bıdı bıdı bıdı...
......
kadın: hahaha! neyse ebenis benim gitmem gerek. haağ fağysbukun vağr mıa?
ebenis: öğğhe! hıhı var evet.
kadın: tam adını söyler miseğn?
ebenis: tam olarak ebenis kiym.
kadın: hö?! seni pis sapık!
30 Eylül 2009 Çarşamba
komikseeğn.
x: pardon buradan üçkuyulara vapur var mı?
y: (düşünür)
x: (düşünmesine fırsat vermez) anladıağm. (der ve önüne döner)
y: hö?
mal kadın. aslında orda ben 'üçkuyulara feribot var da vapur var mı acaba?' diye senin için düşünürken, sen..... sen bana ilkokuldaki, herkese 'bok yeğ' diyen o burnu havada, havalı kızı anımsattın çok pis bir şekilde...... pis bir şekilde.... pis bir şekil..... pis bir.... pis.
y: (düşünür)
x: (düşünmesine fırsat vermez) anladıağm. (der ve önüne döner)
y: hö?
mal kadın. aslında orda ben 'üçkuyulara feribot var da vapur var mı acaba?' diye senin için düşünürken, sen..... sen bana ilkokuldaki, herkese 'bok yeğ' diyen o burnu havada, havalı kızı anımsattın çok pis bir şekilde...... pis bir şekilde.... pis bir şekil..... pis bir.... pis.
22 Eylül 2009 Salı
öyle değiliz.
yalan. insanoğlu ne kendisinin abarttığı kadar muhteşem özelliklere sahip, ne de kitaplarda yazdığı gibi dünyadaki her şey kendisi için yaratıldı. daha küçücükken bize ilk olarak kendimizi sevmeyi öğrettiler; kendimizi diğer canlılardan üstün kılan özelliklere sahip olduğumuzu inanmaya zorlayan cümleler tıkıştırdılar beynimize o kültürü sadece islamiyetle sınırlı din derslerinde. fotoğraflar gösterdiler dünyanın en güzel yerlerinden çekilen. hepsi de 'insan için'di. dünya insansız 'gerideydi'. insan geldi, zekasını kullanarak taşlara şekil verdi ve kendisi için yaratılmış olan hayvanları avladı. zaman aktı ve insan taşları üst üste koyarak ev yaptı. eve çimento ekledi ve daha uzun binalar geldi.
değişim. insan dünyaya değişim getirdi. yaptığı hatalardan göreceli olarak ders aldı; hata yapa yapa bilgiye ulaştı. insan akıllıydı. insan üretti, buldu, öğrendi, öğretti, gelişti, değişti ve değiştirdi. bilim teknolojiyi getirdi; teknoloji de bilimi. insana toprak yetmedi, insana su yetmedi. kendi türünden milyarlarca insanı kendisi katletti; yine kendi türünden insana daha iyi olanak sağlamak için. her şey bir anda ceplerin doluluk oranına döndü. bu daha çok bomba, daha çok ölen insanoğlu demekti. insanoğlu öldü; arkasından, kalanlar yas tuttu sevdiklerine, sevmediklerine. sevgi vardı dünyada, sevebilenler için. aşk vardı tüm berraklığıyla; içine çektiği havadan bile daha temiz, daha keyifliydi aşk. insanoğlu aşkı buldu, notaları buldu. insanoğlunun en iyi yaptığı şey bunlar oldu; aşk ve sanat. çünkü gerisinde insanoğlu bir hiçti. insanoğlu bencildi, kendisini evrenin en yükseğine çıkarttı kendi dünyasında; hakimiydi, hükmetti. eşsiz zekasıyla her şeyi yapabileceğini sandı. yanıldı. evet bilgi vardı, ama insanoğlu bunu kullanamadı. sürekli yeniyi yapma yarışındaydı kendi içinde; hep son model telefon, araba ve benzeri şeyler yapmaya çalıştı. hep 'son model' olmayla meşguldü kafası. bilgi insana fazla geldi. muhteşem olduğunu sandığı zekasıyla dünyada meydana getirdiği tahribatın etkisini göremedi, hesaplayamadı, anlayamadı; dolayısıyla çözüm de üretemedi. hayvanları öldürdü, çeşitli sebeplerden. yetmedi, hiçbir zaman doyabileceği kadar yemedi; zevki için daha fazlasını öldürdü. bazıları evlerine süs olsun diye avladı; öldürdükten sonra yanında gururla, tuttuğu tüfeğiyle poz verdi bir de. beyni olmayan ağaçları kesti; kendisi gibi 'düşünemeyen' hayvanların derisini ayakkabısında, ceketinde kullandı. düşünemiyordu ne de olsa.
farkı göremedi. düşünemese bile dünyaya, dünyadaki her şeye faydalı olanla; düşünebilip dünyaya, dünyadaki her şeye zararı olan arasındaki farkı üstün zekasıyla algılayamadı. çünkü, beyni bu basit şeylerle hiç de meşgul değildi.
değişim. insan dünyaya değişim getirdi. yaptığı hatalardan göreceli olarak ders aldı; hata yapa yapa bilgiye ulaştı. insan akıllıydı. insan üretti, buldu, öğrendi, öğretti, gelişti, değişti ve değiştirdi. bilim teknolojiyi getirdi; teknoloji de bilimi. insana toprak yetmedi, insana su yetmedi. kendi türünden milyarlarca insanı kendisi katletti; yine kendi türünden insana daha iyi olanak sağlamak için. her şey bir anda ceplerin doluluk oranına döndü. bu daha çok bomba, daha çok ölen insanoğlu demekti. insanoğlu öldü; arkasından, kalanlar yas tuttu sevdiklerine, sevmediklerine. sevgi vardı dünyada, sevebilenler için. aşk vardı tüm berraklığıyla; içine çektiği havadan bile daha temiz, daha keyifliydi aşk. insanoğlu aşkı buldu, notaları buldu. insanoğlunun en iyi yaptığı şey bunlar oldu; aşk ve sanat. çünkü gerisinde insanoğlu bir hiçti. insanoğlu bencildi, kendisini evrenin en yükseğine çıkarttı kendi dünyasında; hakimiydi, hükmetti. eşsiz zekasıyla her şeyi yapabileceğini sandı. yanıldı. evet bilgi vardı, ama insanoğlu bunu kullanamadı. sürekli yeniyi yapma yarışındaydı kendi içinde; hep son model telefon, araba ve benzeri şeyler yapmaya çalıştı. hep 'son model' olmayla meşguldü kafası. bilgi insana fazla geldi. muhteşem olduğunu sandığı zekasıyla dünyada meydana getirdiği tahribatın etkisini göremedi, hesaplayamadı, anlayamadı; dolayısıyla çözüm de üretemedi. hayvanları öldürdü, çeşitli sebeplerden. yetmedi, hiçbir zaman doyabileceği kadar yemedi; zevki için daha fazlasını öldürdü. bazıları evlerine süs olsun diye avladı; öldürdükten sonra yanında gururla, tuttuğu tüfeğiyle poz verdi bir de. beyni olmayan ağaçları kesti; kendisi gibi 'düşünemeyen' hayvanların derisini ayakkabısında, ceketinde kullandı. düşünemiyordu ne de olsa.
farkı göremedi. düşünemese bile dünyaya, dünyadaki her şeye faydalı olanla; düşünebilip dünyaya, dünyadaki her şeye zararı olan arasındaki farkı üstün zekasıyla algılayamadı. çünkü, beyni bu basit şeylerle hiç de meşgul değildi.
10 Eylül 2009 Perşembe
4 Eylül 2009 Cuma
merak etmiyor musun?
telefonla konuşmayı hiç sevmem, ne bileyim beceremem.
+ naber, nasılsın?
- iyidir.
+...
+ben de öyle oturuyorum evde , iyiyim yani.
-hee pardon ya biliyorsun xD
+alıştık artık.
-...
+neyse hoşçakal :)
telefonum ya açık değildir; ya da açıktır ve sessizdedir. bu yüzden anne-babamla çok tartışmam oldu.
+ o telefonu niye taşıyorsun yanında?! ( yüzyılın iması seçildi bu bak )
- telefonun açıksa cevap ver yoksa kapat kızım !.
+ bizim kızımızın bir telefonu yok özdemir.
- sessize alma bak.
öte yandan mesajlaşma var. bu, telefonda konuşmaya göre daha katlanılır bişey. en azından mesajı görüp, ortalama 5 saat rötarla da olsa cevap yazabiliyorum. gerçi, telefonum bazen buna el vermiyor. bir keresinde 'akşam avrupa yakasının tekrarı var, bak izle' mesajı bana ertesi gün ulaşmıştı ve ben izleyememiştim. ayrıca arkadaşlarıma bakıyorum da hepsi çatır çutur yazıyor mesajları; adeta tek kişilik bando . peki ben? ben ne yapıyorum.. telgraf çekermişcesine, mors kodlarıyla haberleşircesine mesaj atıyorum. ne yaparsam yapayım o kadar hızlı mesaj çekemeyeceğim.
bir de 3G var. her yerde 3G reklamları... torunuyla konuşanlar, takside şarkı söyleyip iletişim kuranlar..
merak etmiyorum ulen..
+ naber, nasılsın?
- iyidir.
+...
+ben de öyle oturuyorum evde , iyiyim yani.
-hee pardon ya biliyorsun xD
+alıştık artık.
-...
+neyse hoşçakal :)
telefonum ya açık değildir; ya da açıktır ve sessizdedir. bu yüzden anne-babamla çok tartışmam oldu.
+ o telefonu niye taşıyorsun yanında?! ( yüzyılın iması seçildi bu bak )
- telefonun açıksa cevap ver yoksa kapat kızım !.
+ bizim kızımızın bir telefonu yok özdemir.
- sessize alma bak.
öte yandan mesajlaşma var. bu, telefonda konuşmaya göre daha katlanılır bişey. en azından mesajı görüp, ortalama 5 saat rötarla da olsa cevap yazabiliyorum. gerçi, telefonum bazen buna el vermiyor. bir keresinde 'akşam avrupa yakasının tekrarı var, bak izle' mesajı bana ertesi gün ulaşmıştı ve ben izleyememiştim. ayrıca arkadaşlarıma bakıyorum da hepsi çatır çutur yazıyor mesajları; adeta tek kişilik bando . peki ben? ben ne yapıyorum.. telgraf çekermişcesine, mors kodlarıyla haberleşircesine mesaj atıyorum. ne yaparsam yapayım o kadar hızlı mesaj çekemeyeceğim.
bir de 3G var. her yerde 3G reklamları... torunuyla konuşanlar, takside şarkı söyleyip iletişim kuranlar..
merak etmiyorum ulen..
11 Ağustos 2009 Salı
şurup.
küçükken çok haylazmışım. yeni yıkanan çamaşırları sepetinden çıkartıp salonun ortasına yığarmışım. ehe annemler de fotoğrafını çekmiş.
3 yaşlarındayken annem öksürük şurubu vermiş ve de içeri gitmiş. evde dayım da varmış o sırada ve mutfağa gittiğinde şişenin yarısından fazlası boşmuş, anneme bu ilaç bu kadar mıydı diye sormuş. tabi değilmiş. sonra annem gelmiş ve ' sen bu şurubu içtin mi' diye sormuş ve benden ' evet. çabuk iyileşeyim diye' cevabını almış. annem ne kadar kusturmaya çalıştıysa da kusmamışım; hastaneye götürmüşler ve miğdem yıkanmış.
annem bu anıyı öğrencilerine anlatmış. ' hocam onların üstünde çocukların ulaşamadığı yere koyun yazmıyor mu' diye bir espri yapmış hınzırın biri. komik çocuk.
3 yaşlarındayken annem öksürük şurubu vermiş ve de içeri gitmiş. evde dayım da varmış o sırada ve mutfağa gittiğinde şişenin yarısından fazlası boşmuş, anneme bu ilaç bu kadar mıydı diye sormuş. tabi değilmiş. sonra annem gelmiş ve ' sen bu şurubu içtin mi' diye sormuş ve benden ' evet. çabuk iyileşeyim diye' cevabını almış. annem ne kadar kusturmaya çalıştıysa da kusmamışım; hastaneye götürmüşler ve miğdem yıkanmış.
annem bu anıyı öğrencilerine anlatmış. ' hocam onların üstünde çocukların ulaşamadığı yere koyun yazmıyor mu' diye bir espri yapmış hınzırın biri. komik çocuk.
19 Temmuz 2009 Pazar
1 Temmuz 2009 Çarşamba
25 Haziran 2009 Perşembe
floating
tüm gün kitap okumaktan, müzik dinlemekten ve bilgisayar başında pineklemekten başka birşey yaptım mı? hayır. peki o zaman yarın ne yapıyorum; yarın kendime gidip bir usb kablosu alıyorum, makineye takıp fotoğraf makinemi boşaltıyorum.
I GOT THE HIPPY HIPPY SHAKE!
Sonra baterinin başına geçip çalışıyorum. Televizyonu açamıyorum çünkü aptal sevgili digiturk bozuk! Kulağımda solu çalışmayan sevgili kulaklığımla bisiklet sürmeye çıkıyorum.
THE HIPPY HIPPY SHAKE
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
